Şiir
Mahfuz’a, nâmı diğer İpek Övgü Ulusoy’a ait kafiyeler dizini.
-
Not-A
Ben şimdi yorgunum Biraz biraz duruldum Yine yalnız yatıyorum Hiç uyuyamıyorum Ellerim soğudu, kalbim dondu Bu kış, ruhumu hiç yoktan boğdu Yine eski barlarda Ve ıslak sokaklarda Hayallerim cebimde, yürürüm ben yine Bu bilinmeze, körüm görünmeze Açtım şarabımı, yaktım cigaramı… Continue reading
-
Şehrin Şiir
Çiçekler gibiyim bu gece neden bilmem Renk renk ve güzel biçimlisinden değil Yapraklarım bir bütünken salınarak açılıyor Aklımda sen varsın, uykularım kaçıyor. Ürküyorum hissime gülünmesinden Devlerle üstüme gelinmesinden Elim boş, aşkımın katledilmesinden Bir çocuk gibi savunmasız kalmaktan Korkuyorum kayıp insanlıktan.… Continue reading
-
Yeni Mezopotamya
Sokaklar dolup taşmış insan yığını Eyvah ki etrafım cesetlerle sarılı Ne vicdan kalmış ne de merhamet Tanrı alıyor benden kibirinin cevabını. Ölüyor çocuklar benim devrimde Eziliyor işçiler benim ülkemde Sefa sürüyor vekiller evimde Dinim de yok benim milletimde. Aşktan, yârdan… Continue reading
-
Mahşer
Vakti mutlak-ın keşfiyle kademsin Kelamına zembil zembil zehir-i püri sefil Kimsin havva evladı nesin, kesilsin sesin Meyli tahaddine meyleden, mihrabın buğlesisin Buğzeden gamzeler, yaralı yare aman ya rabbi Nefesi bitse, yapışır şalvarına hamdu semavi Nedir bu murtedlik yahu bıktım vallahi… Continue reading
-
Lütufkârım
O benim, benim tanrım Ağaçların kökünü söken, rüzgarları veren Tohumları saçan, arıları veren Balıyla zehirleyip, şifayı gören Bir eli yüreğimde, bendi bendenizde Yürüdükçe, güldükçe, öldükçe, derdimize sövdükçe Verene, verdirene bir lütuf gördükçe O benim, benim tanrım Bir eli kaleminde, bendi… Continue reading
-
Yaş 24: Yolun Hiçbir Şeyi Eder
Şimdi çağladım çağına Geldim şimdi yanına Şimdi söyle yüzüme Verdim şimdi sözüme — Cahil demin uçtu Demin içü bozuştu Dahil demin coştu Demin cemi doluştu — Öteki içre küsüştü Ondan öteki gülüştü Öteki gözlen süzüştü Odlan öteki bölüştü — Yuh… Continue reading
-
Cihân’ım
Ey ebedîn; edebî gözyaşı mısralarımSoluğumun isyankâr hırıltıları mabed taşlarımİki pınarım bir deryaya akarımEy gönül sarayına, beni padişah eyleyen Hakân’ımTebaa’nın huzurunda Kadı’ya adımı çığırtan Hükümdâr’ım. Ulvîlik makâmından el alan yegâne yekpârem Sultan’ımOkyanusları göklere atfeden cânımın içre cânım Hân’ımAşkın nârı sönmüştür uğradıysa… Continue reading
-
Ebediyetin Edebiyatı
Parmağından yere damlayan kanVe yok olur nefret ile kin o an!Ey saçları alevden koca adam bağır bana:“Zehrini soluyorum, oklarınla vuruluyorum; küllerimle yan!” Hengamede kıyamet kopuyor ve melekler arştan yere iniyorO da ne? Bir kut, adamı buluyorGözlerini al iblislere döndürüyor. Şimdi… Continue reading