Bugün sarnıçtaydım. Şapkamı taktım ve Ecevit edasıyla gezdim şehrimi. Kalabalığın mutsuzluğunu iliklerime değin hissettim. İnsanın değeri bitmişti. Sarnıç’ın havası bir başka, orada bir şey var. Elbet zamanı geldiğinde bilgisi doğar. 

İkiye bölünmüş gibiydim bugün. Bir ettendim, bir ruhtan. Süzme ışık gibi bir yanım; diğer yanım katı sabun. Herkesin elindeyim gibi ama kendi kendime gelemiyorum. 

Dört yanımda aynalar var gibi. Tıpkı eskisi gibi, ritüel masalarımın, ayinlerimin bir gölgesi sanki. Hatta bugün başımın üstünde ve ayaklarımın altında da ayna var. Her yer ben, her yere çarpıyorum ama bana ulaşamıyorum. 

İnsanların dertleri çok hoşuma gidiyor çok. Öylesine çözülesi ki…

Bir bardak daha çay alalım, az daha yağmurda ıslanalım. Türkümüzün-şarkımızın sesi orta şekerli, vapurumuzun kornası nerede? Bizim kedi tepemde, karşı mezarlığım sis içinde. Olsun kış bitiyor, sis kalkıyor. Seyir yerine de gideriz, bir ara çokça gittiğin gibi. Kendimizi dinleriz, dün-bu gece olduğu gibi. 

ipek Avatar

Published by

Categories:

Yorum bırakın