Zamanlardan biri ama hangi biri
Bir hakikat var zamanın ortasında
Belki bilinmez bir sonda ve ulaşılıyor sonunda
Ya da beynim bir oyun içinde
Benimle dalga geçiyor gibi adeta
Hiç bir lisanı anlamadığım
Her bir insanı tanıdığım
Gözlerden ilimi anladığım
Sözleri duymadığım bir zaman
Sağırım.
Sanırım.
Başımın üstündeki sınırı bilmediğim
Bastığım zemini hissetmediğim
Kendi suretimi görmediğim
Bir zaman, bu zaman
Âmayım.
Sanırım.
Solucan ve yılan kadim dostlarım
Geldiğime geri vardığım
Bir çığlık avazı attığım
Düz dağların altındayım
Sanırım.
Bu et, bu beden bir ceset
Nedir karılmış harcım
Gözlerim kapanınca
Nereye varacağım
Yaşam nefesini ben
Ne zaman soluyacağım?
Yeryüzünde mahzenler var
Mahzenlerin içinde mabetler
Ölüler için mezarlar var
Mezarların içinde diriler
Belki tekrar hayata dönecek
Tanrılar da belki bir gün ölecek.
Altı köşeli yıldızla geldim sana
Beş köşeli yıldızla geldim bana
Ters çevirince vardım ruhuma
İlim ve bilim iki avucumda
Bir dönsem sağıma
Tevhid bağırıyor imanıma
Bir dönsem soluma
Okyanus seriliyor ayağıma
Bir buz düştü dimağıma…
Ben de insanlaştım ve nefreti tattım
Yüceleri yücelten sevgiyi bıraktım
Hırs ve kibir salyası içinde kaldım
İnsanlaştıkça tanrımı uğurladım.
Şevk ve zevkin tadı ne baygın
Şu aciziyetime bakın!
Benim tarifsiz renkli kanım
Kıvamı sudan daha suya yakın
Oluk oluk akar içinden asrın
Gözyaşım toprağa değmesin sakın
Kıyameti hatırlatır ruhuma gazabın!
Ben buraya bunu yaşamaya geldim
Bu son hayatım benim
Yalanımla size hayat bahşettim
Doğrumla sizi alevlerde gezdirdim
Ben de bir okyanusta derviştim
Dervişin içinde su taneciği
Bazen bir evrendim
Bazen toprakta yabani ot
İşte böyle geldim, gökten indim
İşte böyle gittim, çekirdeğe erdim
Ben bu hamurumu da çok sevdim
Seccadem tabiatım oldu:
Bir Mahfuz idi tüm benliğim
Ve şimdi varlığım son buldu.
Yorum bırakın