Izdırap caddesinde yürümekteyim
Arkamda birileri var veyahut
Veyahut ben delirmekteyim
Etrafa hızlıca bakınıyorum
Köşede bir bakkal
Bakkal, çırağına sesleniyor
Sağım solum perişan
Aman Yarabbi! Bir ceset görüyorum
Şarkılar çalıyorken zihnimde
Tüylerim dikiliyor ve çakılıyorum yere çivilenmişcesine
Ölmüş diyorum bendeniz kendi kendime
Ölene ne yapılırdı, hatırlayamıyorum
En son kim öldü silindi şuurumdan
Doğru ki dostum atlamıştı uçurumdan
Yürekleri hoplatan bir gümbürtü işitiyorum
Bu defa arkama dönüyorum
Tüm şehir sarsılmış
Devletler arası bir savaş
Bombalar yağıyor molozların içine
Cenkin kurbanı sade vatandaş
Mazideymiş toprak sevdası diyorum
Ne vakit ki aldı huriler kahramanlığın yerini
O gün bugündür mertlik terk eyledi hislerini
Tüm insanlık dert yüklü
Gülen yüz bulmak zor mevhum
Gözler benim mi üzerimde ne
Veyahut paronayaya kapıldım yine
Şiirlerimi yazan kalemim
Bir mürekkepten mükerrer değil
Yukarıda dolaşıyor sahibim
Bir bedenden ibaret değil
Her yan ibadetgâh
Her yan ordugâh
Kinim ve kibirim denizlerimden taşıyor
Ey Mansur: En’el-Hak!
Varlığın varlığımda can buluyor
Sorgular bizatım bu evren-i hakikati
Bulmak ister tüm gerçeğin içinde seni
Geveler mısraları korkuyla kaybetmekten
Bir piyon şaha kafa tutmuş ölmek ister
Alevlerin içinde nûra küfreder
Bir af dile piyade
Yüzünü yere sür hele
Elbet bağışlar seni de…
Kula kulluk ettiren mi
Canı gönülden sevdiren mi
Alnı yere koyduran mı
Dizini otağda kırdıran mı
Hepsi aynı varlık
Teklik tek doğruluk
Aracı yoktur inancımda
Hak dini birlik
Sokaklar diyorum efendi hazretleri
Caddeler çok ıssız
Kimisi felsefe yapar, kimisi dini satar
Ey cenneti paraya veren papazım
Vaazında yancılık eden imamım
Ben sizden değilim, kendimi bilirim
Ey Mansur: En’el-Hak
Ben Tanrıça’yım derim
Alemleri Tanrı’mın önüne sererim.
Yorum bırakın